yönetici

RAMAZAN AYININ BEREKETİ: ORUÇ

Ramazan Ayı, Allah Teâlâ’nın müminlere büyük bir ihsanıdır. Çünkü ramazan ayı; Kur’an, oruç, iyilik ve güzellik ayıdır. Tövbelerin, duaların, hayır ve hasenatın kabul olunduğu mübarek bir aydır.

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ve Rasûlullah Efendimizin [sallallahu aleyhi vesellem] dilinde övülen Ramazan ayı; İlâhî rahmet ve mağfiretin zirveye ulaştığı ve oluk oluk aktığı bir aydır. Kalbimizi ve bütün organlarımızı kötülüklerden kurtarmak ve ibadetlerle Cenab-ı Allah’ın sonsuz rahmet ve mağfiretine erişmek için, bu ay kaçınılmaz bir fırsattır. Hz. Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuşlardır:

مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً واحْتِساباً ، غُفِرَ لَهُ ما تَقَدَّمَ مِنْ ذنْبِهِ

 “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”

Daha önceki peygamberlere ve ümmetlerine verilmeyen faziletler ve güzel meziyetler Ramazan ayında bizim Peygamberimize ve biz ümmetine verilmiştir. Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] bir hadis-i şeriflerinde ümmetine verilen beş şeyden bahsederek şöyle buyurmuştur:

“Ümmetime ramazan da beş şey verilmiştir ki bunlar benden önceki hiç bir peygambere verilmemiştir:

1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah Teâlâ ümmetime (rahmet bakışıyla) bakar. Allah her kime (rahmet bakışıyla) bakarsa, ona ebedî olarak azap etmez.

2- Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzel olur.

3- Melekler her gün ve gece onlara istiğfar ederler, Allah’tan bağışlanmalarını dilerler.

4- Allah teâlâ cennetine emredip: “Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı.” buyurur.

5- Gecenin sonu olunca, Allah [celle celaluhu] hepsini bağışlar. Orada bulunanlardan biri:

“- O gece Kadir gecesi midir?” deyince:

Hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir.” buyurdu.

Ramazan ayına kavuşup da, o ayı Allah’ın razı olacağı şekilde geçirenleri Rabbimiz af ve mağfiret edecektir. O halde; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluşa vesile olan Ramazan ayını en iyi bir şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız.

Ramazan Ayı Oruç Ayıdır

Ramazan ayı, oruç ayıdır. Allah Teâlâ, mü’minlere bu ayda oruç tutmayı emretmiştir, yani farz kılmıştır. Orucun hakikati “imsak”, yani kendine hakim olma, nefsi zapt etme, geçici ve sıradan arzulara galip gelmektir. Yolun tümü bunda gizlidir. Oruç tutmanın gayesi ve ruhu bunda saklıdır. Oruçta en az derece açlıktır. Oruç açlığı Allah Tealâ’nın yeryüzünde ikram ettiği bir azıktır. Bütün insanlık içinde aklen ve şer’an herkesçe methedilmiştir. Âkil, bâliğ, müslüman, sağlıklı ve ikamet halinde olan herkes için bir ay oruç tutmak farzdır.

İmsakın, yani kendini yeme ve içmekten uzak tutmanın şartları vardır. Bunlar, karnı ve mideyi yemekten ve içmekten koruduğu gibi, gözü harama ve şehveti uyandıran gayrimeşru şeylere bakmaktan, kulağı gıybetten ve abes şeyleri dinlemekten, dili boş sözlerden ve haram olan âfetlerden, bedeni ise dünyaya tâbi kılmaktan ve şeriata muhalefet etmekten sakındırmandır. İşte o zaman bu, hakikî oruç olur. Nitekim Rasulullah [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuşlardır:

“Oruç tuttuğun zaman, kulağın, gözün, dilin, elin ve sendeki her organın da oruç tutsun.”

Diğer bir hadis-i şerif ise şöyledir:

“Oruç tutan nice kişiler vardır ki, tuttukları oruca karşılık ellerine aç ve susuz kalmaktan başka bir şey geçmez.”

Oruç ibadeti bize farkında olduğumuz olmadığımız birçok güzelliği kazandırır. Bu yüzden bu ibadeti layıkı veçhile ifa etmeye, elden geldiğince edeplerine uymaya dikkat etmeliyiz. Yoksa, Allah muhafaza, elimize açlıktan başka bir şey geçmez.

Orucun bildiğimiz bilmediğimiz nice faydası ve mükâfatı vardır, demiştik. Oruç, müberra kitabımız Kur’ân-ı Kerîm gibi inşallah ahirette bize şefaatçi olacaktır.

Oruç, nefis terbiyesini öğretir, insana onu yenebileceğine dair güven telkin eder. Nefsin ve şeytanın rahata düşkünlük telkinleriyle baş etmeyi öğretir. Yani bir anlamda mümini dünyalık ihtiyaçlardan müstağni kılar.

Diğer taraftan oruç, bize muhtaç ve âciz bir kul olduğumuzu bildirir, öğretir. Gündelik hayatta önemini unuttuğumuz nimetlerin ne büyük ikramlar olduğunu hatırlatır. Kötü ve çirkin davranışlardan uzak durma imkânı sağlar, ahlâkı güzelleştirir, sabrı, metaneti öğretir. Oruç, müslümanın bedenen de kalben de sağlığının anahtarıdır. İrade ve karakter eğitimidir. Bu sebeple ramazan-ı şerif sadece oruç ayı değil, bütün ibadetlerin şuurla yapıldığı, yılın diğer aylarına bu şuurun aktarılma ümidini veren bir aydır.


Bu yazı 1 kere okunmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir