rss: yazılar

yönetici

Sevgi ve Neşenin Paylaşıldığı Zaman: Bayram

0 yorum
Sevgi ve Neşenin Paylaşıldığı Zaman: Bayram

Bayram deyince aklınıza ne gelir? Tabii ki sevinç, neşe, eğlence, ikram. Akrabalarla, komşularla, arkadaşlarla kucaklaşmak, tebrikleşmek. Sevgi ve neşeyi topluca paylaşmak. Üzüntülü ve kederli akrabaların, komşuların, ulaşabildiğimiz herkesin derdini unutturmak. Sevgiyi nakış nakış işlemek, paylaşmanın neşesini, hazzını duymak.

Bayram, manevi bağların neşeye, coşkuya dönüştüğü ve o neşeyi, hazzı yaşayabilmek için harama götürmeyen her türlü eğlencenin, izzet ve ikramın yapıldığı günler. Sevinç, coşku ve mutluluk günleri…

Asr-ı Saadet’te Medine’de bayramlar tam olarak işte bu tanıma uygun kutlanırdı. Nice acılar, zorluklar yaşansa da, yepyeni dirilişler adına, güzel yarınlar adına bayramlarda neşe ve sevinçler çoğaltılır ve paylaşılırdı.

Herşeyden önce Peygamber (A.S.) Efendimizin Medine’ye girişi, Medine’lilerin en büyük bayramıydı. Sevinçlerini tef çalarak, şarkı söyleyerek dile getirmişlerdi.

Daha sonraları Efendimiz (A.S.), Medine’lilerin İran kültürünün etkisiyle Nevruz ve Mihrican günlerinde eğlenceler tertiplediklerini görünce, o günlerde bayram yapılmasını hoş karşılamadı ve onların yerine Ramazan sonunda ve Haccın bitiminde bayram yapılacağını ilan etti. (Nesai, Ebu Davud) Böylece müslümanların iki bayramı şekillenmiş oldu. O günden sonra da, Ramazan sonunda ve Haccın bitiminde büyük bir coşku ile kutlandı iki bayram.

Asr-ı saadette bayram kutlamaları, geniş bir alan olan musalla’da bayram namazı kılınarak başlardı. Erkekler, kadınlar, çocuklar, genç kızlar… herkesin orada toplanmasını, bizzat Efendimiz (A.S.) isterdi. Herkes güzel elbiselerini giyerdi. Dışarı çıkacak elbisesi olmayanların ne yapacağını soran bir hanıma, ödünç bir elbise alıp bayrama katılmalarını bile buyurdu Allah Rasulü. (Buhari)

Herkesin katılımı ile kılınan bayram namazı sonrasında bayram kutlamaları başlardı. Bizdeki kılıç-kalkan oyununa benzer bazı oyunlar oynanırdı. Habeşli veya Sudanlı oldukları bildirilen bazı müslümanlar, mescitte oyunlarını sergilerlerdi. Sahabe-i Kiram’ın coşku içerisinde seyrettiği bu oyunları, Efendimiz (A.S.)’in ve Hz. Aişe (R.A.) validemizin de seyrettiği olmuştu. Hatta Efendimiz’in, oyuncuları “göreyim sizi Erfide Oğulları” diyerek teşvik ettiği anlatılıyor. (Buhari) Hz. Aişe’nin (R.A.) rivayetine göre Efendimiz (A.S.), “Yahudiler dinimizdeki genişliği görsünler. Ben müsamahakâr tevhid dini ile gönderildim.” buyuruyor. (Ahmet b. Hanbel)

Bayramlarda coşku ve eğlencenin evlerde de devam ettiği anlaşılıyor. Bir bayram günü Efendimiz (A.S.) Aişe validemizin evine girmişti. İçeride Ensar’ın cariyelerinden iki tanesi def çalıp tarihte yapılmış savaşlarla ilgili şarkılar söylüyorlardı. Efendimiz yüzünü onlardan çevirerek, elbisesini bürünüp divanına uzandı. Bu sırada içeri giren Hz. Aişe’nin babası Hz. Ebu Bekir (R.A.), şarkı söyleyen kızları azarladı, “Rasulullah’ın (A.S.) yanında şeytan nağmeleri ha!” diye çıkıştı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (A.S.) yüzünü ona dönüp: “Onları bırak ya Ebâ Bekr! Her kavmin bir bayramı vardır. Bu gün de bizim bayramımızdır.” buyurdu. (Müslim)

O dönemin Medine’sini bir düşününüz: Bir tarafta düğün-bayram gibi sevinçli olaylar da oluyor, diğer tarafta cenaze-kaza-savaş gibi üzüntüye sebep olacak olaylar da. Bedir harbinden sonra sekiz buçuk yıl içerisinde bizzat Efendimiz’in (A.S.) katılmış olduğu askerî harekat (gazve) sayısı yirmi yedidir. Efendimizin (A.S.) katılmadığı diğer seriyye ve seferleri de buna katarsanız, Medine’ye yaşayan müslümanların sürekli bir savaş atmosferinde yaşadığı, hemen hemen her aileden şehitler verildiği kolayca anlaşılacaktır. Böyle bir hayat akışı içerisinde düğünler de yapılıyor, bayramlar da kutlanıyor. Üstelik bugün müslümanlar yapsa neredeyse ayıplanacak bir coşkuyla kutlanıyordu. Yani her şeyin hakkı veriliyordu.

İşte Allah Rasulü’nün (A.S.) örnekliği! Geliniz bayramları bayram gibi yapalım. İnsanların eğlenmeye ihtiyaçları vardır. Bunu kimse inkar edemez. Bu ihtiyacı en güzel şekilde karşılayabilecekleri zamanlar, bayramlar ve düğünlerdir. Bu zamanlarda harama sebep olmayan ve haram işlenmeyen eğlenceler caizdir, hatta teşvik edilmiştir. Bayramlarda ve düğünlerde erkekler kendi aralarında, hanımlar kendi aralarında eğlenebilirler hatta eğlenmelidirler. Buna imkan sağlayalım. Aksi taktirde insanların bu ihtiyacını, hiçbir haram sınırı tanımayan yerlerde ve gayr-i meşru ortamlarda karşılamaya yöneleceklerini unutmayalım.

Bayramda bayram yapabilme dileğiyle…

Kemal SÜLEYMANOĞLU – Semerkand Dergisi , Ocak 2000


Bu yazı 1.274 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NFL Jerseys Free Shipping