rss: yazılar

yönetici

Kimin Nasıl Bir Kul Olduğunu Allah (c.c) Bilir!

0 yorum
Kimin Nasıl Bir Kul Olduğunu Allah (c.c) Bilir!

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri Mekke-i Mükerreme’de ve Medine-i Münevvere’de pek çok mânevî güzelliklere tanık oldu. Onlardan sadece bir tanesi şöyle, kendisi anlatıyor:
“Medine-i Münevvere’de bulunduğum günlerde, öğüt veren, sohbet eden insanlara rastladığımda kendilerine çok itibar ediyordum. Bir defasında Yemenli olduğunu öğrendiğim sâlih bir kişiyle karşılaştım. Riyâzet ehliydi. Tasavvufî mertebelere riyâzet yaparak ulaştığını anladım. İlmi çoktu. Nefsini ıslah etmişti. Âlimdi, veliydi, mürşid-i kâmildi. Cenâb-ı Hakk’ın rızâ makamında sevdiği sâlih bir kuluydu. Bana şöyle dedi:
‘Mekke-i Mükerreme’de bulunduğun sırada, yanlış olduğunu zannettiğin bir uygulama görürsen, hemen karşı çıkma. Orası bereketli topraklardır. Kimin nasıl bir kul olduğunu Allah bilir.’
Aradan zaman geçti. Ben Mekke-i Mükerreme’ye gittim. Başta Beytullah olmak üzere her şey çok dikkatimi çekiyordu. Tüm hareketlerime dikkat ettim.
Bir cuma günüydü. Beytullah’a yöneldim. Namaz kıldım, tavaf ettim, sonra da Delâilü’l-Hayrât’ı okumaya başladım. O sırada dikkatimi çekti; siyah sakallı bir zat sırtını Kâbe’nin duvarına yaslamış, bana bakıyordu. O an, bu kişinin cahil olduğunu düşündüm. Herhalde o, Beytullah’a karşı sırt dönülmeyeceğini bilmiyor dedim. Onu uyarmak istedim. Yanına yaklaştım. Yaptığı yanlış hareketten dolayı tam kendisini uyarmak üzereydim ki beni farketti ve şöyle dedi:
‘Kardeşim! Allah katında mümine gösterilen saygı, Beytullah’a gösterilen hürmetten daha üstündür. Müminin kalbi ve Allah huzurundaki değeri Kâbe’nin taşından daha yücedir. Medine’deki zatın sana söylediklerini ne çabuk unuttun!’
O zaman ben, ‘Onun Allah’ın velî kullarından biri olduğunu anladım. Elini öpmek istedim. Belki aradığım mürşid-i kâmil bu zattır’ dedim. Kendisine intisap etmek istedim. Bu kez,
‘Seni irşad edecek kişi burada değil’ dedi.
Eliyle Hindistan tarafını işaret etti ve,
‘O bölgeden sana mânevî bir işaret gelecek’ dedi.
O zaman ben, beni irşad edecek mürşid-i kâmilin Harem-i şerif’te olmadığına inandım.” (*)

__________
Necmeddin b.Muhammed Nakşibendi, Altın Silsile, 313.


Bu yazı 1.972 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NFL Jerseys Free Shipping