rss: yazılar

yönetici

İmam Ahmed Rh.a. ve Zühd Hayatı

0 yorum
İmam Ahmed Rh.a. ve Zühd Hayatı

O, dört hak mezhepten biri olan Hanbelî mezhebinin imamı. Büyük muhaddis ve fakih. Hadis rivayetlerini topladığı Müsned adlı kitabı dokuz önemli hadis kaynağından biri. Onun ilmi ve hayatı dinî ilimlerle uğraşanlar için hakiki ve tam bir ibret vesikası. Zira o sadece bilgisiyle değil; ameliyle, takvasıyla, zühd ve verâsıyla semamızda bir yıldız. Cenab-ı Hak ondan razı olsun.

Aşağıda zikredeceğimiz “mihne olayı”nın failleri olan Mutezile dışında bütün Ümmet-i Muhammed’in, hatta gayrimüslimlerin hürmet ve muhabbetine mazhar olan bu büyük imam, ilim ve amel yanında kanaat, zühd, istiğna ve tevazuuyla da Hak ve halk nazarında müstesna bir mevki elde etmiştir.

Yakın arkadaşı ve yardımcısı el-Merrûzî’nin anlattığına göre, bir gün hıristiyan bir tabip, yanında bir rahip bulunduğu halde İmam Ahmed b. Hanbel’in evine gelir. Tabip yanındaki rahibi göstererek, “Ebû Abdillah’ı (Ahmed b. Hanbel) görmek için benimle birlikte geldi” der. el-Merrûzi onları içeriye alır. Rahip, İmam Ahmed’e şöyle der: “Yıllardır seni görmek istiyordum. Senin varlığın sadece İslâm için değil, bütün mahlukat için hayır ve salâhtır. Bizim cemaatimiz arasında senden razı olmayan yoktur.”

Bunun üzerine el-Merrûzî der ki: “Öyle umuyorum ki, ülkenin bütün şehirlerinde senin için dua ediliyor” dedim, şöyle mukabele etti: “Ey Ebû Bekr ! Bir kimse kendi nefsini bilirse, insanların sözü ona bir fayda vermez.” (Zehebî , a. g.e ., 11/211)

Meşhur alimlerimizden Zehebî , döneminde ve daha sonra yaşayan birçok velinin İmam Ahmed b. Hanbel’den övgüyle bahsettiğini, kendisiyle teberrükte bulunduklarını ve hakkında, “ Ahmed b. Hanbel’in yüzüne bir kere bakmak bizim nazarımızda bir sene nafile ibadete denktir” dendiğini zikreder ve bu söz üzerine şu yorumda bulunur: “Bu, aşırılık ifadesidir ve uygun değildir. Bununla birlikte bu sözü söyleten, Allah’ın bir velisine Allah için duyulan muhabbettir.” (Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ , 11/211)

Zühd ve kanaat örneği

“Dünyalığın azı yeterli olur da, çoğu yeterli olmaz” diyen İmam Ahmed , iki kere yürüyerek Bağdat’tan Hicaz’a hac için gitmiş ve bu yolculuğu esnasında sadece 14 dirhem parayla yetinmiştir.

“Kitâbu’z-Zühd” isimli bir de eseri bulunan bu büyük imamın, bu eserini okuturken de muhtevasına ve yazılış maksadına uygun hareket etmesi şaşırtıcı değildir.

Öğrencilerinden İshak b. Hâni anlatıyor: “Bir gün sabah erkenden Kitâbu’z-Zühd’ü okumak için İmam Ahmed’e gittim. O yanıma gelmeden önce yere bir hasır serdim ve üzerine bir de minder koydum. Yanıma geldiğinde “Bu nedir?” dedi. “Oturman için hazırladım.” dedim. “Onu kaldır! Zira zühd konusunun işlendiği bir meclisin hakkı, ancak zühde riayetle verilmiş olur” dedi. Kaldırdım, toprağa oturdu ve derse öyle başladık.” (İbn Ebî Ya’lâ, Tabakâtu’l-Hanâbile, 1/10)

Bir keresinde dua etmesini isteyen arkadaşları ve kendisi için şöyle dua etmişti: “Allahım. Bizim arzu ettiğimizden daha fazlasını verdiğini biliyorsun. Bizi de senin hoşnut olduğunu yapan kimseler eyle. Allahım. Senden, göklere ve yere hitaben ‘İsteyerek veya istemeyerek gelin! Dediler ki: İsteyerek geldik.’ (Fussılet, 11) buyurduğun şeyi yapma (sana taati isteyerek gelme) kudreti vermeni diliyoruz. Allahım . Bizi razı olduğun şeyleri yapmaya muvaffak kıl. Allahım, senin rızana kavuşturan dışındaki her türlü fakirlikten ve senin için gösterilen dışındaki her türlü zilletten sana sığınıyoruz.” (Zehebî, a.g.e ., 11/229)

Mihne olayındaki tutumu

Bilindiği gibi Mutezile’nin, Kur’an’ın mahluk olduğu görüşü, Abbasî halifesi Me’mun döneminden (h. 218) itibaren 15 yıl boyunca devletin resmi mezhebi olarak kabul edildi ve bu görüşü kabul etmeyen yüzlerce alim takibata, tutuklama ve işkenceye maruz kaldı.

Bu alimlerin başında İmam Ahmed b. Hanbel geliyordu. Hak bildiği yolda gözünü budaktan esirgemeyen bu büyük imam, Kur’an’ın mahluk olduğu görüşüne şiddetle karşı çıktığı için tutuklanıp sorgulanmış, iki seneden fazla hapiste kalmış ve işkence görmüştü. Zindandayken yüz elli kişi sırayla kendisini kamçılamıştı. Kaynaklar o gece büyük bir deprem olduğunu ve etkisinin Abadan’dan bile hissedildiğini nakleder. (Tâcuddîn es-Sükbî, Tabakâtu’ş-Şâfi’iyye, 1/205)

Bir keresinde yine kırbaçlanırken şalvarının bağı çözülmüş ve şalvarı belinden aşağıya doğru kaymaya başlamıştı. Bunun üzerine yediği şiddetli kırbaç darbelerine aldırmayarak gözünü semaya diktiği ve bir şeyler söylediği görüldü. Bunun üzerine şalvarı tekrar eski yerine geldi.

Aradan zaman geçip bu çile ve işkence dönemi sona erdiğinde, bir gün kırbaçlandığı dönem hatırlatıldı ve o esnada gözünü semaya dikerek ne söylediği soruldu. İmam şöyle dua ettiğini söyledi: “ Allahım ! Arş’ı dolduran ismin adına senden isteğim odur ki, eğer bu meselede benim inancım doğru ise avret yerimin açılmasına ve rezil olmama müsaade etme.” (es-Sübkî, a.g.e ., 1/214)

İlim ve zühd ehlinin şahitliği

“Bağdat’tan ayrıldığımda, arkamda Ahmed b. Hanbel’den daha efdal, bilgili, fakih ve müttaki birisini bırakmadım.”

Bu sözün sahibi İmam Şâfiî’dir. İmam Ahmed b. Hanbel , büyük Hadis imamlarından olan arkadaşı İshak b. Râhûye’ye, “Benimle gel. Seni eşi benzeri görülmemiş birisine götüreyim.” der ve onu alıp İmam Şâfiî’ye götürür. Olayı nakleden İshak b. Râhûye diyor ki: “Şâfiî de Ahmed b. Hanbel gibisini görmemiştir.” (Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, 11/195-196)

Zünnûn el- Mısrî’nin “Efendimiz” dediği İmam Ahmed’i , İmam Nesâî de şöyle anlatıyor: “Ahmed b. Hanbel , Hadis bilgisi, Fıkıh, verâ, zühd ve sabır hasletlerinin hepsine sahip birisi idi.”

İmam Ebû Dâvûd da onun hakkında şöyle der: “Ahmed b. Hanbel’in meclisleri ahiret meclisi idi. O meclislerinde dünyaya ait bir şey konuşmazdı. Onun dünyayı zikrettiğine asla şahit olmadım.” (Zehebî , a. g.e ., 11/19-199)

Allah ondan razı olsun.

Ebubekir Sifil – Semerkand Dergisi, Mart 2005.


Bu yazı 1.502 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NFL Jerseys Free Shipping