rss: yazılar

yönetici

Hz. Ömer Faruk r.a Böyle Seslendi

0 yorum
Hz. Ömer Faruk r.a Böyle Seslendi

Allah Tealâ’ya hamd ü sena ve Rasul -i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e salât ve selamdan sonra…

Ey insanlar! Sizin üzerinize, yolculuğa çıkılarak yapılan üç ibadet yazılmıştır:

Sizin üzerinize hac ve umre yazılmıştır.

Sizin üzerinize cihad yazılmıştır.

Sizin üzerinize, kişinin, malını Allah yolunda harcamanın yollarını araması yazılmıştır. Özgürlüğüne kavuşmak istediği halde buna maddi gücü yetmediği için başkasından yardım isteyen köleye veya iffetini korumak için evlenmek istediği halde mehir verecek durumu olmayan kişiye yardımcı olmak için seferber olmak bu kapsamdadır.

Nefsimi kudret elinde tutan Allah Tealâ’ya yemin ederim ki, Allah yolunda nefsim ve malımla bu işlerden birini yapmak isterken ölmem, bana yatağımda ölmekten daha sevimlidir. Bu uğurda ölmenin şehitlik (mertebesinde bir ölüm) olduğunu söylemiş olsaydım, bunun şehitlik (mertebesine çıkaran bir ölüm) olduğunu düşündüğüm için söylerdim.

Hz. Ömer r.a. bir başka hutbesinde de insanlara şöyle seslenmiştir:

Kul Allah Tealâ için tevazu gösterdiğinde, şüphesiz Allah Tealâ onun derecesini (ve halk arasındaki mevkiini) yükseltir ve ona şöyle buyurur: “Dikil ve yüksel! Allah seni yüceltsin.” Böylece o kimse nefsinde hakir olduğu halde insanların gözünde büyük olur.

Bir kul da büyüklenip haddini aşarsa, Allah Tealâ onu yere batırır ve kendisine şöyle buyurur: “Alçal! Allah seni alçaltsın.” Böylece o kimse kendi nefsinde büyük olduğu halde insanlar nazarında zelil ve küçük olur. Hatta insanlar indinde domuzdan bile daha hakir bir hale gelir.

Hz. Ömer r.a. bir defasında da şöyle seslenmiştir:

Benden sonra halife olacak kimseye, takvada sebatlı olmasını vasiyet ederim. İlk muhacirlerden olan sahabilerin kadr ü kıymetlerini ve haklarını bilip, kendilerine hürmet ve ikram etmelidir. Ensar’ın da faziletini bilip, onlardan iyilik yapanların iyiliğini güzellikle kabul, mes’uliyetlerini de affetmelidir.

Sınır boylarındaki beldelerde yaşayan ahali İslâm’ın yardımcısı ve düşmanların hedefi olduklarından, kendilerine iyilik ve adaletle muamele edilmeli, kendilerinden (zekât olarak) toplanacak malların fazlası da iyilik ve rızalarıyla alınıp fakirlere verilmelidir.

Çölde ikamet eden bedevi Araplar, Arap kavminin aslı ve İslâm’ın rüknüdürler. Onların zenginlerinin mallarının fazlası da usulüne uygun olarak tahsil edilmeli ve fakirlerine dağıtılmalıdır.

Ehl -i zimmete gelince, onlarla yapılan anlaşmalara sadık kalınmalı, kendileri de korunmalı ve himaye edilmelidirler.

Bir defasında Hz. Ömer r.a. insanlara şöyle demiştir:

Lüzumsuz işlerle uğraşmaktan sakın!

Sana düşmanlığı olan kimselerden uzak dur.

Emin ve mütedeyyin olan kimselere hiç bir şey denk olamayacağından, bunlar müstesna olmak üzere dostundan da kendini koru.

Fasık olan kimsenin fısk ve fücuru bulaşıcıdır. Fasıklarla arkadaşlık etmekten ve onlara sırlarını açmaktan sakın.

Bütün işlerinde kalpleri Allah korkusu ile dolu olan salih kişilerle istişare et.

(İmam Ebû Yusuf, Kitâbu’l – Harâc; İbn Şebbe, Târîhu’l – Medîne)

Semerkand Dergisi, Ocak 2005.


Bu yazı 1.197 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NFL Jerseys Free Shipping