rss: yazılar

yönetici

Belinde Zünnar Olmadığına Şükret

0 yorum
Belinde Zünnar Olmadığına Şükret

 

Bir velinin sadık bir arkadaşı vardı. Zamanın sultanı bu arkadaşı bir sebeple hapse attırdı. O da veliye haber göndererek, durumunu bildirdi, kendisinden yardım ve aracı olmasını istedi. Veli,

“Allah Teâlâ’ya şükret, haline razı ol, sabret!” dedi.

Hapisteki zata birkaç gün sonra dayak atılmaya başlandı. Adamın canı yandı. Yine veli dostuna haber gönderdi, kendisinden yardım istedi. Dostu,

“Allah Teâlâ’ya şükret, ondan daha kötü haller vardır!” dedi. Veli, bu adamın nefsinin kırılmasını ve terbiyesini hapiste kalmasında görüyordu.

Hapishaneye bir Mecûsi getirildi; adam ishal hastalığına yakalanmış ve ayakları bağlanmıştı. Mecusi kaçmasın diye ayağındaki zincirin bir ucu bu müslümanın ayağındaki halkaya bağlandı. Mecûsi geceleri birçok defa helâya gitmek için kalkıyordu; bu da onunla birlikte helâya gitmek ve işini bitirene kadar onun başında beklemek zorunda kalıyordu. Dayanamadı, yine dışarıdaki dostuna halini bildiren bir mektup yazdı. Dostu yine,

“Allah Teâlâ’ya şükret, sabret!” dedi. Hapisteki,

“Ne zamana kadar böyle diyeceksin? Bundan daha büyük hangi bela vardır?” dedi. Dostu ona şöyle dedi:

“Onun ayağına vurulan zincirin senin ayağına vurulduğu gibi; onun beline bağladığı küfür alameti zünnar senin beline bağlansa ne yapardın? Mümin olduğuna sevin, onun gibi bir mecûsi olmadığına şükret.” (Kuşeyri, Kuşeyrî Risâlesi, s. 366 (Semerkand 2005).)

Ateşin Yakmadığ-ı Aşık, Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları

 


Bu yazı 1.778 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NFL Jerseys Free Shipping