rss: yazılar

yönetici

Yılan Hikayesi

1 yorum
Yılan Hikayesi

Yüce bir zât bir gün şöyle demişti:

Biri, Allah’in emriyle öldü mü ona, ölümünün ilk günü, ikinci ve üçüncü günleri yas tutulur. Yedinci günü geçinceye kadar bu, böyle gider. Fakat yedinci gün geçip de sekizinci gün geldi mi ne yapilir?…

Mademki sonuncu gün Allah’a teslim olacaksin, önceden buna alışsana, ne diye kıvranıp durursun? Bütün bedenin, yilan gibi ayak olsa, hiçbir yere kaçmana imkân yok. Yılanı, giderken görmedin mi hiç? Yolda kıvrana kıvrıla, büküle büküle gider. Fakat deliğine geldi mi onda bir kıl ucu kadar bile eğrilik büğrülük göremezsin. 0, kıvrılmayı terketmedikçe katiyen deliğine giremez.

Sen de eğriliği bırak da doğrulukla, ulaşacağın kovuga git! Eğer körler gibi atacağın adımı şaşırırsan, körler gibi perde arkasında kalakalırsın. İnsanları görmez misin? Körlükte ne ayakları kalmış, ne başları. Her tarafları yara bere içinde, kapıda kalmışlar.

Kûfî yazıda elif dümdüzdür ya, işte sûfî de öyle olmalı.
Tasavvuf nedir? Sabretmek, dünyaya tamah etmemek.

Tevekkül nedir? Dilini kesmek, halkın kendinden daha iyi olmasını dilemek, yok olmak, her şeyi atıp yokluğu almak…

İlâhiname, Ferîdüddin Attâr, Semerkand Yayınları


Bu yazı 1.981 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



  1. ESİN CIMEN :

    Slm alyk .emri bun maruz nehyi Anıl munker hakkında sohbet konusunu kAlp ehli com site sinde yayınlayabilir misiniz.Allah razı olsun

Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir