rss: yazılar

yönetici

Padişah Ağlatan Evliya: Karabaş Velî Hazretleri -2-

1 yorum
Padişah Ağlatan Evliya: Karabaş Velî Hazretleri -2-

Kaynaklarda aktarıldığına göre Karabaş Velî hazretleri beş yüz civarında halife bırakmıştır. Bunlardan biri ve oğlu olan Mustafa Manevî Efendi’nin bir kasidesi, hem Karabaş Velî hazretlerinin farklı meşrepler arasına hürmet sınırı koymayan tavrını, hem de tasavvufî bakışın müslümanların ortak değerlerine ayrım yapmaksızın ihtiramını göstermesi bakımından önemlidir.

Karabaş Velî hazretlerinin bir diğer özelliği farklı tasavvufî kollara mensup insanları, o yoldan ayrılmadan irşad etmesidir. Ehl-i Sünnet üzere olan bütün tasavvufî yollara kıymet vermiş ve hürmet nazarıyla bakmıştır. Kendisine bağlı olan insanlara da bu edebe dikkat etmelerini telkin etmiştir.

Karabaş Velî hazretlerinin bu özelliği, birleştiren, ayrıştırmayan bir tavırdır. Bu tavır elbette ihlâs ile alakalıdır. Zira onların niyetleri Allah rızası, hedefleri insanların manevi dünyalarını mamur kılmaktır.

Hak yolun büyüklerini selamlayan kaside

Karabaş Velî hazretlerinin oğlu ve halifesi Mustafa Manevî Efendi hazretleri uzunca bir kasidesinde Allah Rasulü s.a.v. başlayarak bütün Ashaba, tüm tasavvufî kollara ve mürşidlerine selam göndermiş, hürmetlerini akıcı bir lisan ile ifade buyurmuşlardır. Bu kaside, Karabaş Velî hazretlerinin bahsettiğimiz birleştirici tavrının şiire yansımış halidir.
Kasideye Allah’a selam ile başlayan, Mustafa Manevî Efendi hazretleri, önce sabah rüzgârını Medine’ye gönderir. Allah Rasulü s.a.v.’e ve Ashab-ı Kirama hürmetlerini sunmasını talep eder. Bazı bölümlerini sadeleştirerek aktardığımız kaside şöyle devam eder:

Önce yâr diyarına, Medine’ye

“Medîne şehrine var, o pâk Ravzâ’ya yüz sür
Varıp Sultan’ın ayağının tozuna selâm eyle.

Ebubekr ve Ömer, Osman, Ali ile Hasan Hüseyn
Sevgilinin kızı Hazreti Fatıma’ya selam eyle.

Süheyb-i Rûm, Ammar bin Yâsir, Hamza ve Abbâs
Bütün ashâb ile kardeşlerimizin ruhlarına selam eyle.”

Dört halifeye ve ashabın büyüklerine selam ilettikten sonra, sabah rüzgârını Cennetü’l-Baki mezarlığına gönderir:

“Bakî ehline bir bir erişip baştan başa cümle
Varıp her birine benden bu fakirden selâm eyle.

Erişip İbn Abbas kabrini bir hoş ziyaret kıl
Bütün ashâba, Sultan’ın Amca Oğlu’na selam eyle.”

Oradan uğra Bağdad’a…

Mustafa Manevî Efendi hazretleri, Medine’den sonra sabah rüzgârını Bağdat’a gönderir. Bağdat ki evliyalar diyarıdır, imamlar, müçtehidler yurdudur. Onların her birine hürmetlerini sunar. Abdülkadir Geylanî hazretlerinden başlar, Ehl-i Beyt’in büyüklerinden İmam Musa Kâzım hazretlerine selam gönderir. Sonra İmam-ı Azam rh.a. ve bütün müçtehit imamlara, irfan ehline selam gönderir:

“Oradan uğra Bağdad’a, o toprağa yüz sür
Ve Kutbu’l-Aktâb şeyh Abdülkadir Geylân’a selam eyle.

Eşiğine yüzünü sür feda kıl canla başı
O Abdülkadir’in sen dergâhına selam eyle.

Eriş Musa Kâzım’a, hem imamlar zümresine hep
Zamanının biriciği olan o ismi Numan’a selam eyle.

Gelmiş geçmiş bütün müctehitlerin hep
Kabirlerini kıl ziyaret, ehl-i irfana selam eyle.”

“Kutupların baş çeşmesi Şah-ı Nakşibend’e”

Bağdat’tan sonra Şah-ı Nakşibend hazretlerine selam gönderir. Şah-ı Nakşibend ki, kutupların kana kana feyz içtikleri baş çeşmedir. Sonra sırayla bütün İslâm coğrafyasını gezer:

“Nakşibendîlerin, hâceganın ve kutupların baş çeşmesi olan,
O çok kıymetli Pîr’e, o büyük okyanusa selam eyle.

Dolaşıp Rum (Anadolu) diyarını, hep ziyaret eyle onları,
Gelip Şâm-ı Şerîfe, oradaki Kur’an denizine selâm eyle.”

Sonra nice sahabenin yattığı Şam’a uğrayan sabah rüzgârı, her birine hürmetini sunar. Tabii ki başlarında da Allah Rasulü s.a.v.’in müezzini Bilal Habeşî r.a. vardır. Ardından evliyanın büyüklerinden Muhyiddin ibn Arabî k.s. hazretlerine selam gönderir:

“Bilal ile nice ashâb ve ehlullah yatmaktadır
Ve Muhyiddin Arabî’ye, hem arslanın şeyhine selam eyle.

Demişler orda yetmiş bin kadar peygamber vardır
Salât ile selam et cümle hepsine selâm eyle.

Bütün peygamberlerin pâk merkadına bir bir var
Mübarek ruhlarına pek gönülden selam eyle.

Çoğunun merkadi malum değildir, şüphesiz gerçek
Hepsinin pâk ruhuna dostça selam eyle.

Hususan Şam içinde rahmete gark olanlardan
Ne denli var ise hep ehl-i imana selam eyle.

Ne denli var ise hep enbiya ve evliya birden
Zebur İncil ve Tevrat, Ehl-i Kur’an’a selam eyle.”

“Yemen şehrine var, Üveys’i ziyaret eyle”

Mustafa Manevî hazretleri, bu kez de sabah rüzgârını Tabiîn’in büyüklerinden Üveys Karenî r.a. hazretlerini ziyaret için Yemen’e gönderir, sonra diyar diyar dolaştırır:

“Yemen şehrine var Üveys’i ziyaret eyle ey cânım
Karen köyündedir, ona çok çok selâm eyle.

Odur kutupların baş çeşmesi âlim ve arif-i billah,
Yemen’deki o Rahman’dan feyzler getiren mübarek rüzgâra selam eyle.

Habeş iklimini dolaş, Cezayir semtine uğra
Velî Dede denilen inci mercana selam eyle.

Bütün Anadolu, Acem, Fars ve Buhara kalmasın, dolaş
Şam’a gel Cennet ehline selam eyle.

Özellikle diyâr-ı Kerbelâ’da aşk ile dolaş
Hepsine binlerce gönülden hüzünlü selam eyle.

Kerbelâ Şehidi’nin ruh-i pâkinden meded iste
Mecâzî olmasın vallah, hakiki selam eyle.

Dolaşıp gel Konya şehrine hususiyle
O Sultanlar Sultanı Mevlâna’ya selam eyle.

Büyük Şeyh Sadreddin ne işler bir sual eyle
Ayağını öp, o Kur’an havuzuna selam eyle.

Müfessirler onun tefsirine hayran olurlar hep
Sürüp yüzler toprağına, o heybetli sultana selam eyle.”

“Varıp Kastamonu şehrine özel muhabbetle…”

Mustafa Manevi Efendi hazretleri, Konya’dan sonra tasavvuf yolunun büyüklerini sayar. Hasan Basrî, Dâvud Taî, Cüneyd-i Bağdadî, Bayezid-i Bistâmî, Necmeddin Kübrâ, Seyyid Ahmed Rufaî, Seyyid Yahya Şirvânî -Allah hepsinin sırrını mukaddes kılsın- hazretlerinden bahseder, hepsine selam gönderir.

Daha sonra Karabaş Velî hazretlerinin de şeyhi olan Şaban-ı Veli k.s. hazretlerine, ardından Hacı Bektaş Veli ve Hacı Bayram Veli hazretlerine selam gönderir. Bursa’ya uğrar, velileri bir bir sayar. Oradan Üsküdar’a yol alır.

Anadolu’daki diğer Allah dostlarına selam gönderir:

“Varıp Kastamonu şehrine özel muhabbetle
Gavs-ı azam Pîr Şa’ban’a selam eyle.

Erişip Hacı Bektaş dergâhına muhabbetle
Balım Sultân’a, o Allah aşığına selam eyle.

Hususan Hacı Bayram-ı Velî’ye tazim eyle
Evliya huzurunda divan ehline selam eyle.

Var ordan Eşrefzâde’ye, Emir Sultan’a yüzler sür
Dolaşıp Bursa şehrini şerefle selam eyle.

Kıymetli ve büyük Hazreti Niyazi Mısrî’ye
Keremler eyle, billahi yürekten selam eyle.

Dahi ol Şeyh Üftâde huzuruna saadetle
Bütün hep asfiyaya, yakîn ehline selam eyle.

Erişip Üsküdar’a Hazreti Pîr Şeyh Hüdâî’ye
Onun yüreğinde gölgelenen mihmana selam eyle.

Oradan Rumeli’ne geç Ebu Eyyübe’l-Ensarî’nin
Mukaddes huzuruna var, edeple selam eyle.”

Mustafa Manevî Efendi hazretleri, bütün İslâm coğrafyasını dolaştıktan sonra, İstanbul’a getirir sabah rüzgârını.

Yukarıda geçtiği gibi, İstanbul’daki büyükleri de sayar ve en son Eyyüb Ensarî r.a. hazretlerinin huzuruna varır, hürmet ve selamını iletir, ardından kasidesini dua ile bitirir:

“Bütün Cennet erbabına bizi ilhak etsin Allah
Keremler eyle, var hurilere, gılmana selam eyle.

Benim maksudum yegane Hazreti Allah
İlâhî, Manevî’ye sen rahmetle selam eyle.”

Abdullah GÖKMEN – Semerkand Dergisi , Haziran 2010.


Bu yazı 739 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



  1. Allah (c.c) razı olsun

Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>