rss: yazılar

yönetici

Musîra Rüzgârı Eserken

0 yorum
Musîra Rüzgârı Eserken

“Ramazan’ın ilk gecesi olduğu zaman arşın altından bir rüzgâr eser. ‘Musîra’ diye isimlendirilen bu rüzgârın etkisiyle cennet kapılarının tokmakları ve cennet ağaçlarının yaprakları sallanır. Bunlardan öyle güzel bir nağme oluşur ki, hiçbir dinleyici daha güzelini işitmemiştir.”

Ramazan-ı şerife bu ayda giriyoruz. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan ayı, müslümanları çoktan harekete geçirmiş durumda. İftar çadırları kuranlar, hayır için kumanya paketleyenler, Ramazanların vazgeçilmezi mahyaları asanlar, Kadir gecesinde bitireyim diye hatimlerine başlayanlar… Ramazan coşku ve neşesini büyük küçük herkes yaşıyor.

Bir de gözü yolda olanlar var. Ramazan’a ulaşmak için iki aydır dualarında “Allahım, Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl, bizi Ramazana ulaştır.” diye yakaranlar… Artık vuslatı yaşayacak olmanın sevinci içindeler. Müminin doya doya ve heyecan ile ibadet ettiği, sadakalar dağıttığı, sofralarını komşuya, eşe dosta açarak gönül zenginliğini paylaştığı bu ayda harikulâde olaylar da gerçekleşiyor. Çünkü sadece biz müslümanlar değil bütün alemler Ramazan iklimine hazırlanıyor.

Cennet süslenir

Gökte yapılan hazırlıkların anlatıldığı bir hadis-i şerif şöyledir: “Seneden seneye Ramazan için cennet hazırlanır ve süslenir. Ramazan’ın ilk gecesi olduğu zaman arşın altından bir rüzgâr eser. ‘Musîra’ diye isimlendirilen bu rüzgârın etkisiyle cennet kapılarının tokmakları ve cennet ağaçlarının yaprakları sallanır. Bunlardan öyle güzel bir nağme oluşur ki, hiçbir dinleyici daha güzelini işitmemiştir. Huriler bu güzel nağme sebebiyle köşklerin balkonlarına koşuşurlar. Şöyle seslenirler: Yok mu bizi isteyen? Rabbimiz bizi ona nikâhlasın.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, No: 3421; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mesrûr, 2/223-224; Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2/100-101)

Hadis-i şerifte anlatıldığı üzere hurilerin “Yok mu bizi isteyen? Rabbimiz bizi ona nikâhlasın.” sorusuna cevap ise elbette sadece “Varım!” demekten ibaret değildir. Zira bu sözler “Rabbimiz salih amel işleyenlere bizi vaad ediyor. Salih amel işleyin ki Rabbimiz bizi sizinle nikâhlasın.” anlamındadır.

Şeytanlar bağlanır

Hadis-i şerif şöyle devam ediyor: “Balkondan cennetin bekçisi Rıdvan’ı gören huriler, ‘Bu gecede bir gariplik var. Bu gece de nedir?’ diye sorarlar. Rıdvan onlara şunları söyler: ‘Bu gece Ramazan’ın birinci gecesidir. Allah’ın salih kullarının cennete gelmesi yakın oldu.’ Sonra Allah Tealâ nida eder: ‘Ey Rıdvan, cennetin tüm kapılarını aç. Ey Malik, cehennemin tüm kapılarını kapat. Ey Cebrail, yeryüzüne in, müminlerin oruçlarını bozamasınlar diye azgın şeytanların hepsini bağla ve
denizlerin dalgalarına at.’”

Bu ayda şeytanları bağlaması Rabbimizin müminlere olan eşsiz merhametinin en büyük tezahürlerindendir. Zira Efendimiz s.a.v.’den öğrendiğimize göre Ramazan ayında her nafileye bir farz amel gibi mükâfat verilir. Üstelik farz ameller ise yetmiş misli ile değerlendirilir. Kur’an’ın her bir harfini okumak, bir lafza-i celali söylemek bin misli sevap yazdırır. Bu
ayda sohbet ve ilim halkalarına, Allah’ın ve Rasulü’nün anlatıldığı meclislere her adımla bir senelik nafile ibadet hayrı elde edilir. Her iftar vaktinde binlerce kişi cehennemden azat edilir ki, hepsi amelleriyle cehennemi hak etmiş durumdadır. Böylesine rahmet yağmurlarının yağdığı bir ayda, müminleri türlü hilelerle ibadetten alıkoyan şeytanların bağlanması
ve böylelikle müminlere bu amelleri yapma kolaylığı sağlanması şüphesiz Rabbimizin bizlere karşı ne
kadar affedici ve şefkatli olduğunu gösteriyor.

O’na doğru yürüyüş

Hadis-i şerifte Musîra Rüzgârı’nı duyunca hurilerin ayaklandığı, balkonlara çıktığı anlatılıyor. Ramazan’ın ilk gecesi bu rüzgâr yine esecek. Bizlere Rabbimizin sayısız ihsanlarının başladığı Ramazan ayının geldiğini hatırlatacak.

Cennet halkını şaşırtan bu rüzgâr bizim de kalbimize değsin, Allah’ın rahmet ayını coşku ve heyecanla karşılayalım. İsrafil a.s.’ın sûrunun mezardakileri canlandırıp kaldırdığı gibi Musîra Rüzgârları da bizim ibadet hayatımızı, maneviyatımızı diriltsin. Başta tövbe istiğfar olmak üzere oruçla, teravihle, mukabelelerle, sohbet ve zikir meclisleriyle Ramazan’ı ihya edelim.

Elbette ibadet ve taatimize değil, Rabbimizin fazl u keremine güveniyoruz. Ramazan-ı şerif O’na doğru büyük, bereketli bir adım. Ve O kendisine bir adım gelene on adım yaklaşıyor. Yürüyerek gidene ise koşarak geliyor.

Selim Uğur – Semerkand Dergisi


Bu yazı 1.162 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir