rss: yazılar

yönetici

Mağfiret Vesilesi Şefaat -2

0 yorum

Bir önceki yazıdan devam…

Diğer şefaatçiler

Allah Rasulü s.a.v.’in müminlere başka kimlerin şefaatçi olacağına dair beyanları vardır. Bunlar Kur’an-ı Kerim, hafızlar, melekler, şehitler, alimler, veliler, salih ameller ve çocuklardır. Kısaca bunlara değinelim.

Kur’an-ı Kerim: Kuran’ın şefaatiyle alakalı birkaç hadis-i şerif mevcuttur. Bunlardan biri şöyledir:

“Kur’an-ı Kerim’i okuyun. Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim)

Hafızlar: Hz. Peygamber s.a.v., Kur’an’ı ezberleyen ve onunla amel eden hafızlara da ayrı bir değer vermiş, onların Allah’ın seçkin kulları olduklarını bildirmiştir. (İbn Mâce) Altı büyük hadis kaynağından Tirmizî’de kayıtlı bir hadis-i şerif şöyledir:

“Kim Kur’an’ı okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse, Allah o kimseyi cennete koyar. Ayrıca ailesinden cehennemlik olmuş on kişiye şefaatçi kılınır.”

Melekler: Melekler de, ahirette Allah’ın razı olduğu kimselere şefaat edeceklerdir. Onlar şefaat için emir almadıkça şefaatte bulunmazlar ve sadece müminlere şefaat ederler. Nitekim Allah Tealâ; “Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.” (Necm, 26) buyurmaktadır.

Şehitler: Hadis-i şeriflerden anlaşıldığına göre şehitlere de şefaat yetkisi verilecektir. Hz. Peygamber s.a.v., şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü üç grup şefaat edecektir: Peygamberler, alimler ve şehitler.” (İbn Mâce)

Bir diğer hadis de şöyledir: “Şehit, ailesinden yetmiş kişiye şefaat eder.” (Ebu Davud)

Müminler: Allah Rasulü s.a.v.’in şefaat yetkisinin bir kısmını ümmetinden veliler ve alimlere devredereceği ve onların da yakınlarına şefaat edebilecekleri hadisler ile sabittir. Bunlardan biri şöyledir:

“Ümmetimden bazıları var ki büyük bir cemaate, bazıları var ki bir kabileye, bazıları var ki bir gruba, bazıları da var ki tek bir kişiye şefaat eder ve cennete girmelerini sağlar.” (Tirmizî)

Yine aynı kaynakta geçen bir hadis-i şerife göre Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Bir adamın cehennem ateşine atılması için emir verilir. Giderken, dünyada susuzluğunu giderdiği adama rastlar, onu tanır ve; ‘Benim için şefaat etmeyecek misin?’ der. Adam; ‘Sen de kimsin?’ diye sorar. ‘Ben sana falan gün su içirmedim mi?’ diye hatırlatır. Öbürü onu tanır ve Allah nezdinde lehinde şefaatte bulunur. Adam da böylece geri çevrilir ve cennete gider.”

Ameller: Yapılan güzel bir amelin şefaat edeceğine dair Efendimiz s.a.v şöyle buyururlar:

“Kur’an ve oruç, kıyamet gününde kullara şefaatçi olur. Oruç der ki: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemeden içmeden ve şehvetten alıkoydum. Bana şefaat hakkı ver.’ Kur’an der ki: ‘Ey Rabbim! Ben onu geceleri uyumaktan alıkoydum, bana şefaat hakkı ver.’ Böylece ikisi de şefaat eder.” (Ahmed ibn Hanbel, Heysemî)

Çocuklar: Allah Rasulü s.a.v. küçük yaşta ölen çocukların anne ve babalarına şefaatçi olacaklarını birçok hadiste müjdelemiştir. Bu meyanda bir hadis-i şerif şöyledir:

“Küçük yaşta ölen çocuğa, cennete gir, denir. Fakat o cennetin kapısında durur, huzursuz bir şekilde beklemeye başlar ve der ki; ‘Annemle babam yanımda olmadıkça girmem!’ O zaman meleklere: ‘Anne babasını da onunla birlikte cennete koyun.’ denir.” (Müslim, İbn Mâce)

Diğer bir hadis-i şerifte de: “Henüz ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen her müslümanı, Allah çocuklara olan rahmet ve şefkati sebebiyle cennete koyar.” (Buharî, Müslim) buyurulur.

Kimden şefaat istiyoruz?

Peygamber veya velilerden şefaat dileyen kişi, aslında Allah’tan diliyor demektir. “Şefaat ya Rasulallah!” diyen bir kimse, şunu demek istiyor: “Ya Rabbi, sevdiğin ve razı olduğun habibin hürmetine beni bağışla!”

Şu halde gerçek ve mutlak şefaatçi Cenab-ı Hak’tır. Bu hususla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “De ki: Bütün şefaat sadece Allah’ındır.” (Zümer, 44)

Şayet Allah’tan başka birisi şefaat edecekse bu, Allah’ın izni ve yetki vermesi ile mümkün olacaktır. Ayrıca bütün şefaatçiler Hak Tealâ’nın koyduğu sınır dahilinde şefaat edeceklerdir. Çünkü şefaatin ve şefaatçinin bir sınırı vardır. Allah’ın her icraatında adalet vardır, denge vardır. O’nun vereceği şefaat yetkisinde de adalet ve denge söz konusudur. Bu sebeple Allah hiç kimseye sınırsız şefaat yetkisini vermemiştir. Fakat imanını muhafaza ederek ölen herkes derece derece şefaate kavuşacaktır. Kâfir ve münafıklar için ise şefaat söz konusu değildir.

Kısaca şefaat herkese ve sınırsız bir ölçüde değildir. Kim, kime şefaat ederse, muhakkak kabul görür diye bir şart da yoktur. Bütün işlerde olduğu gibi, bunda da Allah’ın dilemesi esastır.

Alimlerimiz Ne Diyor?

Şefaat aklen caiz, Kur’an, Sünnet ve bütün Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat ittifakı ile sabittir. Sadece Mutezile ve Haricîler inkâr etmişlerdir. Hatta Mutezile bile şefaatin bir kısmını kabul etmiştir.

Bütün İslâm alimleri bu hususu ele almış ve cevazını ispatlamışlardır. İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a. de “Fıkhu’l-Ekber” adlı eserinde bu konu hakkında şunları söylemiştir:

“Peygamberlerin özellikle de Efendimiz s.a.v.’in günahkâr müminlere şefaat etmeleri hak olup Kitap ve Sünnet’le sabittir.”

Büyük İslâm alimi İmam Sübkî rh.a. “Şifâü’s-Sikâm fî Ziyâreti Hayri’l-Enâm” adlı eserinde şefaat, tevessül, istiğase, kabir ziyareti gibi konuları genişçe ele almış, bu hususta şöyle demiştir:

“Hz. Peygamber s.a.v. ve velilerle şefaat, tevessül ve istiğase dinen caiz olup güzeldir. İlk günden İbn Teymiyye gelinceye kadar bu konuyu hiçbir alim, hiçbir veli, hiçbir müslüman reddetmemiştir.”

Meşhur alimlerimizden Teftazânî rh.a. “Akaidü’n-Nesefî” adlı esere yapmış olduğu şerhte şöyle demiştir:

“Şefaat Kur’an, Sünnet ve icmâ’ın kesin delilleriyle sabittir. Hatta Mutezile bile sevabın artması için şefaatin caiz olacağını söylemiştir.”


Bu yazı 733 kere okunmuştur.


Sosyal medya:



Bu yazıya yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NFL Jerseys Free Shipping