Kader, Allahu Teala’nın ezeli ilmiyle kainatta olacak her şeyi önceden bilmesi, onların planını yapması, zaman, yer, şekil, vazife, vaziyet ve akıbetini belirleyip Levh-i Mahfuz’da tesbit etmesidir.
Kaza ise, Allahu Teala’nın ezelde takdir ve tayin ettiği şeyleri ezeldeki plana göre icra etmesi, yaratması ve ortaya koymasıdır. Mâturidîler, kader ve kaza konusunda bu taksim ve tarifi benimsemişlerdir.
Yüce Rabbimiz, varlık aleminde olacak her şeyi önceden bilir; yaratacağı her şeyi ezelî iradesiyle irade eder; zamanı gelince de halkeder. Allahu Teala’nın ilmi sonradan oluşmaz. Onun ilmi maluma tabi değildir. Yani, bir şeyi olduktan sonra öğrenmez, o şey daha yokken, önceden bilir. Kainatta O’nun irade etmediği bir şey yapılmaz. O yaratmadan hiçbir şey vücut bulmaz. Bu kainatta, yerde-gökte ne varsa; iman-inkar, iyilik-kötülük, büyük-küçük, canlı-cansız her ne olmuş ve olacaksa bütün bunlar ezelde Allah tarafından bilinip Levh-i Mahfuz’a yazılmıştır. Levh-i Lahfuz’a ana kitap manasında “Ümmü’l-Kitab” da denir.
Kaderimizi bilmekle değil, onun ilahî ilim, irade ve hükme göre gerçekleştiğine iman etmekle yükümlüyüz.
Kader, Yüce Allah’ın kudretinin bir eseridir. Yüce Allah’ın, olmuş ve olacak her şeyi bilmeye, görmeye, işitmeye, onlara dilediği şekli vermeye gücü yeter.
Kâinatta Allahu Teala’nın ilminin, iradesinin ve yaratmasının dışında hiçbir şey yoktur. Her şeyi irade ve idare eden O’dur.
Kul, kaderini bilmekle değil; başına gelmiş ve gelecek her şeyi Yüce Allah’ın önceden bildiğine iman etmekle mükelleftir/sorumludur.
İnsan, kader sırrını çözmekle değil, kendisine emredilen ilahi görevleri bilmekle ve gücü kadar yerine getirmekle yükümlüdür.
Kader hakkındaki vesveselerden akıl ve felsefeyle değil, alemlerin Rabbine iman edip teslim olmakla kurtulmak mümkündür. [1]
Kadere iman, insanı amelden geri bırakmaz, aksine şevkle salih amele yöneltir.
Kadere inanan kimse, ameline ve elindeki nimetlere güvenmez. İyilikleri kendinden bilmez, onlarla övünmez. İşin başına değil, sonuna bakar. Ümit ve korku arasında kulluk yapar. Hiçbir zaman ilahi rahmetten ümidini kesmez; ancak kaderin hükmünü bilmediği için ben kurtuldum da diyemez. Günah işleyen mü’minlere lanet okumaz, merhamet eder, onlara ümit verir; güzel hâle, tevbeye davet eder; akıbetlerinin hayırlı olabileceğini söyler. Devamlı Allahu Teala’ya karşı güzel zan içinde yaşar. İçinde bulunduğu duruma göre hüküm vermez. Her şeyin sona göre değerlendirildiğini bilir. [2]
İslâm, insana istisnasız herkesin rızkının ezelde takdir edildiğini ve bunun artıp eksilmeyeceğini telkin eder.
Varlığı halkeden Hak Teâlâ, her mahlûka bir müddet yaşama imkânı vermiş, o zaman içinde kendisine rızıklar tayin buyurmuştur.
İnsanın hayatı, nefesleri, lokmaları, kader sayfasında tesbit edilmiş, insanoğluna yazılmıştır. Kısmetine düşen rızkı elde edebilmek üzere sebepler kanunu gereğince çalışması emredilmiştir. Bu itibarla ilâhî emre uyarak çalışmak, vazifemizdir. Yani takdir edilen rızkın dağıtımı, çalışma ve gayrete bağlanmıştır.
Allah’ın, kendisi için takdir ettiği rızıklara ulaşması için uyulması gereken temel prensip çalışmaktır. [3]
[1] Dilaver Selvi, Ehl-i Sünnet İnancı.
[2] Dilaver Selvi, Ehl-i Sünnet İnancı.
[3] Siraceddin Önlüer, Kalp Alemi, 1.Cilt, Sf.120.
Bu yazının tümünü Word belgesi olarak indirmek için yandaki butona basınız. . .
- - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bu yazı toplamda 773 , bugün ise 3 defa okundu.
En son okunma tarihi: 23.02.2012
Bu yazı ile benzer diğer yazılar:
- İnsanın Günlük Manevî Gıdaları İnsanın karnı gibi, kalbinin de günlük gıdaya ihtiyacı vardır. Gıdası...
- Manevi Terbiyede Usul (2) “Usul olmadan vusul olmaz”, sözü meşhurdur ve her işte geçerlidir....
- Manevi Terbiyede Usul (1) Rabbü’l-Alemin Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyuruyor: كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ...
Benzer yazılar Yet Another Related Posts Eklentisini ile listelendi.
Bu yazıyı yazdır!


Fetih Ruhu
Sohbet Proğramı
Kalbimize Rahmet Suyu: Sohbet
Kutlu Beldeye Mutlu Yolculuk: Umre Ve Hac
