
Rabbü’l-Alemin Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki:
1- İncir ve zeytine andolsun.
2- Sina Dağı’na andolsun.
3- Ve bu emin ÅŸehre (Mekke’ye) andolsun ki,
4- Biz muhakkak ki insanı en güzel şekilde yarattık.
5- Sonra onu aşağıların en aşağısına çevirdik.
6- Ancak inanan ve salih ameller işleyenler müstesnadır. (Zira) onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.[1]
İnsan Ahsen-i Takvîm Üzere Yaratılmıştır
Ayet-i Kerimede de ifade edildiği gibi, gerçekten insan, gerek maddi (fiziki) ve gerekse manevi yönü ile en mükemmel ve mükerrem bir surette yaratılmıştır.
“Ahsen-i takvim’de” buyruÄŸu ile, onun mutedil ve dengeli yaratılışı ile gençliÄŸinin olgunluÄŸu kastedilmektedir. Genel olarak müfessirler böyle açıklamışlardır. O varlıkların en güzelidir. Çünkü herÅŸey yüzüstü (yürüyecek ÅŸekilde) yaratılmış olduÄŸu halde yüce Allah insanı dimdik yaratmıştır. Onun akıcı bir dili vardır, elleri vardır, kendileriyle yakaladığı parmakları vardır.
İbnu’l-Arabî dedi ki: Yüce Allah’ın insandan daha güzel bir yaratığı yokÂtur. Yüce Allah, onu canlı, bilgi sahibi, kudret sahibi, irade sahibi, konuÅŸan, iÅŸiten, gören, iÅŸini çekip çeviren ve hikmetli bir ÅŸekilde davranan bir varlık olarak yaratmıştır. Bütün bunlar ise yüce Rabbin sıfatlarıdır. Bazı ilim adamÂları da bunları ifade etmiÅŸlerdir. “Allah Adem’i kendi sureti üzere yaratmışÂtır”[2] buyruÄŸu da bu hususu beyan etmektedir.
el-Mubarek b. Abdu’l-Cebbar el-Ezdi bize haber vererek dedi ki: Bize KaÂdı Ebu’l-Kasım Ali b. Ebi Ali el-Kadi el-Muhassin babasından haber vererek dedi ki: İsa b. Musa el-HaÅŸimi eÅŸini pek çok severmiÅŸ. Bir gün ona: EÄŸer sen aydan daha güzel deÄŸilsen benden üç talak ile boÅŸ ol, dedi. Hanımı kalkıp, ondan perde arkasına çekildi ve sen beni boÅŸamış oldun, dedi. Çok zorlu bir Âgece geçirdi. Sabah olunca Mansur’un sarayına gitti, ona durumu haber verdi. Bu iÅŸe katlanamayacağını açıkladı. Bunun üzerine (Mansur) fakihleri huzuruna çağırdı, onlardan fetva isledi. Bütün hazır bulunanlar: Hanımı boÅŸ oldu, dedi. Ebu Hanife mezhebine mensub bir kiÅŸi müstesna, o susuyorÂdu. Mansur ona: Sen ne diye konuÅŸmuyorsun? dedi. Adam ona ÅŸu cevabı verÂdi: Rahman ve rahim Allah’ın adı ile; “Andolsun incire ve zeytine, Sina daÂğına ve ÅŸu emin beldeye ki; andolsun Biz İnsanı gerçekten ahsen-i takvimÂde yarattık.” Ey müminlerin emiri! O halde insan eÅŸyanın en güzelidir, ondan daha güzel hiçbir ÅŸey yoktur. Bunun üzerine Mansur, İsa b. Musa’ya; DuÂrum bu adamın dediÄŸi gibidir. Haydi hanımın yanına git, dedi. Ebu Cafer el-Mansur adamın hanımına da: Kocana itaat et, ona isyan etme, o seni boÅŸamış olmadı, diye haber gönderdi.
İşte bu insanın batınen, zahiren, görünüşünün güzelliÄŸi ve hilkatinin yaÂpısı itibariyle Allah’ın yarattığı en güzel mahluk olduÄŸunu göstermektedir. Bundan dolayı filozoflar şöyle demiÅŸlerdir: Şüphesiz ki, insan küçük evÂrendir. Zira yaratılmışlarda bulunan her ne varsa onda toplanıp biraraya geÂtirilmiÅŸtir. [3]
Â
Daha Sonra İnsan, Aşağıların Aşağısına İndirilmiştir
Bu konuda alimler çeÅŸitli fikirler ortaya koymuÅŸlardır. Bir kısım alimler, “Sonra onu aÅŸağıların aÅŸağısına” yani erzel-i ömre (ömrün en kötü, en fena çağına) “döndürdük.” Bu da gençlikten sonra ihtiyarlık, güçten sonra zayıflık halidir. Nihayet insan birinci halindeki çocuk gibi olur. Bu açıklamaÂyı ed-Dahhak, el-Kelbi ve baÅŸkaları yapmıştır.
İbn Ebi Necih’in, Mücahid’den rivayetine göre; “sonra onu aÅŸağıların aÅŸaÂğısına” cehennem ateÅŸine “döndürdük” diye açıklamıştır ki, maksat kâfirdir, Ebu’l-Aliye de böyle açıklamıştır.
Bir açıklama da şöyledir: Yüce Allah, insanı yapısının üzerinde kurulduÂÄŸu o üstün niteliklerle nitelendirince, insan azdı ve üstünlük tasladı. Öyle ki; “ben sizin yüce Rabbinizim” (en-Nâziât, 79/24) diyecek noktaya kadar gelÂdi. Allah kulunun bu durumunu bildiÄŸinden, ilâhî hükmünü kendisi verdiÂÄŸinden, onu aÅŸağıların aÅŸağısına döndürdü. Bu da içini pislik ve necasetle dolÂdurmak, kimi zaman isteyerek, kimi zaman da mecbur kalarak görülmedik bir ÅŸekilde bu pisliÄŸi dışına çıkartmak sureti ile bunu yaptı. Ta ki o, durumunun bu olduÄŸunu görüp, gerçek deÄŸerinin ne olduÄŸunu bilip haddini aÅŸmasın.
“Sonra onu aÅŸağıların aÅŸağısına döndürdük” buyruÄŸunun, onu sapıklıÂÄŸa geri döndürdük, anlamında olduÄŸu da söylenmiÅŸtir. Nitekim yüce Allah şöyÂle buyurmaktadır: “Gerçekten insan ziyandadır. İman edip, salih ameller iÅŸÂleyenler müstesna.”(el-Asr, 103/2-3) Bu gibi kimseler müstesna. Onlar o haÂle geri döndürülemezler demek olur.[4]
[1] – Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/74.
[2][10] Buhari, V, 2299; Müstim, IV, 2017, 21K3; Müsned, 11, 244, 251, 3″15, ili, 434, 463. ‘Si
[3][12] İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 19/204-206.
[4][13] İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 19/206-207.
Bu yazının tümünü Word belgesi olarak indirmek için yandaki butona basınız. . .
- - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bu yazı toplamda 590 , bugün ise 0 defa okundu.
En son okunma tarihi: 22.02.2012
No related posts.
Benzer yazılar Yet Another Related Posts Eklentisini ile listelendi.
Bu yazıyı yazdır!

Dinimiz Denge İster, İfrat Ve Tefriti Yasaklar
Kurban Bayramının Peşinden Yapacağımız Tefekkür:
İlim ve Tasavvuf
