Ceza vermeye gücü yettiÄŸi halde affetmek çok güzel bir haslettir. Hz. Peygamber (s.a.v), KureyÅŸ’in eline düştüğü bir sırada intikam duygusuna kapılmadı. Bununla bir insanın gösterebileceÄŸi en yüksek asaleti ve en güzel ahlâkı gösterdi. Böylece her nesil ve her dönem için iyilik ve gönül yüksekliÄŸi bakımından kimsenin ulaÅŸamayacağı bir örnek oldu.
islâm tarihinde mühim bir yeri olan Mekke’nin fethi özellikle islâm’in hoÅŸgörü anlayışını aksettirmesi bakımından da büyük önem taşır.
Hz. Peygamber (s.a.v), Mekke’yi kan dökülmeden fethetti. Åžehre girince de umumi af ilân etti. Yaralıların, kaçanların, esirlerin öldürülmemesini emretti. Mekke’nin yaÄŸma edilmesini yasakladı. “Bugün Kâbe’de savaşın helâl olacağı gündür” ÅŸeklinde sözler sarfeden Sa’d b. Ubâde’yi komutanlık görevinden azlederek elindeki sancağı alıp oÄŸlu Kays b. Sa’d'a verdi.195
KureyÅŸ Hz. Peygamber’e (s.a.v) her türlü hakarette bulunmuÅŸtu. Onunla alay etmiÅŸler, onu ölümle tehdit etmiÅŸ, yoluna dikenler sermiÅŸ, üzerine pislikler atmış, boynuna kemend atarak sürüklemiÅŸ, ona sihirbaz, kâhin demiÅŸlerdi.
Dolayısıyla Resûlullah (s.a.v), kimlerin kendisini öldürmek istediÄŸini, kimlerin suikastlar tertiplediÄŸini, kimlerin kendisine ve ashabına iÅŸkence yaptığını, kimlerin Bedir, Uhud ve Hendek savaÅŸlarına katıldığını ve kimlerin bütün bedevîleri etrafina toplayarak kendisini ve islâm’ı ortadan kaldırmak istediÄŸini çok iyi biliyordu. Bütün bunlar ÅŸimdi onun eline düşmüşlerdi. O isteseydi onları öldürebilirdi. Onları öldürmek için Hz. Peygamber’in tek bir sözü bile yeterli olurdu. Fakat o böyle yapmadı; düşmanını ele geçirir geçirmez affetti. O bu güzel ahlâkı ile herkese güzel bir örnek olmuÅŸtu.
Resûl-i Ekrem’in bu konudaki ahlâk prensibi, düşmanı imha etmek deÄŸil, daima onu kazanmayı tercih etmekti. Hz. Peygamber (s.a.v) kendisine karşı yapılan bütün hakaretlerin, bütün haksızlıkların intikamını alabileceÄŸi firsat Mekke’nin fethedildiÄŸi gündü. iÅŸte o gün fetih konuÅŸmasında,
“Benim size ne yapacağımı zannediyorsunuz?” diye sordu.
“İyilik ümit ediyoruz. Sen kerim bir kardeÅŸ ve kerim bir kardeÅŸ oÄŸlusun” dediler.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v), “Gidiniz, serbestsiniz”buyurdu.196
Tarihte, zor ve baskı altında tutulup vatanından kovulan, sonra da vatanına dönme imkanını elde edince oradakilere dokunmayan ve intikam alma yoluna baÅŸvurmayan herhangi bir ÅŸahıs ve toplum bulmak oldukça güçtür. Uzun süren kanlı çarpışmalardan sonra karşı karşıya gelen ve bu karşılaÅŸmada kin ve intikam duygusu bulunmayan iki düşmana rastlamak da zordur. Bunun sırrı, Hz. Peygamber’in müsamaha anlayışında yatmaktadır. Fetihten sonra Mekke halkı sanki maÄŸlup edilmiÅŸ bir millet deÄŸildi; hak ve vazifeler konusunda zaferi kazananlarla eÅŸit duruma gelmiÅŸlerdi.
Yâ Allah yolunda cihad eden mücahidler ne ile meÅŸguldüler? Onlar, yaÄŸma vb. ile meÅŸgul deÄŸillerdi; belki de Mekke’yi fethettikleri günün gecesini sabaha kadar tekbir, tehlîl ve Kâbe’yi tavafla geçirmiÅŸlerdi.197
Resûlullah (s.a.v), Mekke’de hiçbir asker bırakmadan Medine’ye çekildi. Mekke’nin idaresini de islâm’ı yeni kabul etmiÅŸ Mekkeliler’e bıraktı. iÅŸte Hz.Peygamber’in bütün bu davranışları, insanların kalbinin nasıl kazanılacağını gösteren ve islâm’ın hoÅŸgörü anlayışını apaçık ortaya koyan hususlardır.
Hz. Muâviye (r.a) demiÅŸtir ki: “İnsanların en üstünü, ceza vermeye gücü yettiÄŸi halde affedendir. İnsanların aklı en noksan olanı ise kendinden aÅŸağıda ve güçsüz olanlara zulmedenlerdir.”
Ârifler der ki: “Güçlünün affetmesi ile fakirin cömertlik yapması ahlâkın en güzelidir.”
Ömer b. Abdülaziz (r.a) der ki: “Affın en güzeli, hasmını ezecek güçteyken yapılandır.”
Hz. Ali (r.a) bir sözünde şöyle demiÅŸtir: “Fazilet, gücü yettiÄŸinde affetmektir.”
Hz. Ömer de (r.a) şöyle demiştir:
“Dört ÅŸeyi severim. Bunlar, bulunca iktisat etmek, gücü yeterken affetmek, kızgınlık zamanında hilim göstermek, her zaman Allah Teâlâ’nın kullarına yardımcı olmak.”
195 ibnü’I-Esir, Üsdü’I-Gâbe, 2/300; ibn Hacer, el-İsâbe, 5/360; ibn Kesîr, esSîretü Nebeviyye, 3/559.
196 5âmî, Sübülü’I-Hüdâ ve’r-Reşâd, 5/242; Kà dî iyâz, eÅŸ-,5ifà , 1/81; ibn Hişâm, Sîre, 4/47; Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, 1/315; ibn Kesîr, es-Siretü Nebeviyye, 3/570.
197 ibn Kesîr, es-Sîretü Nebeviyye, 3/576; 5âmî, Sübülül-Hüdâ ve’r-Reşâd, 5/246; Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, 1/743.
Edep Ya Hu – Siraceddin Önlüer
- - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bu yazı toplamda 119 , bugün ise 0 defa okundu.
En son okunma tarihi: 08.02.2012
No related posts.
Benzer yazılar Yet Another Related Posts Eklentisini ile listelendi.
Bu yazıyı yazdır!

Güzel Ahlak Örnekleri
Müslüman Kadının Özellikleri
Önce Kendi Kusurunu Gör
Güzel Ahlak Nedir?
Kusuru Kendinde Görmek
