Af, “hatayı bağışlamak, silmek, yok etmek ve cezalandırmamak” demektir. Af demek, kısas ve tazminat gibi hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışamak demektir.
İnsanların af ile karşılık vermeleri, hem kendilerine yapılan zulmü bağışlamaları hem de ahlâkın iyi ve kolay tarafını seçerek, herkesle iyi geçinmek ve en iyi şekilde idare etmeleri demektir. Ârifler, sûfiler, kendilerine karşı suç işleyenlere müsamahakâr davranırlar, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) ahlâkını örnek alarak öfkelerine hâkim olurlar. Evet, Resûlullah nefsi için hiç kimseye öfkelenmemiştir, fakat Allah’ın yasakları çiğnendiğinde kızmış ve gereğini yapmıştır.
Hz. Âişe (r.ah) der ki: “Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) bir kere olsun, nefsi adına uğradığı haksızlıktan dolayı intikam almaya kalkıştığını görmedim. Ancak, yüce Allah’ın yasakladığı haramlardan biri işlendiğinde en fazla o kızardı. Yine Resûlullah (s.a.v) iki şey arasında muhayyer bırakıldığı takdirde, günah olmadıkça, daima kolay olan işi tercih ederdi.” 188
Ebû Hüreyre (r.a) rivayet ediyor; Resûl-i Ekrem (s.a.v) Mekke’yi fethettiğinde Kâbe’yi tavaf edip ve iki rek’at namaz kıldıktan sonra, Kâbe kapısının eşiğini tutarak, Mekkeliler’e,
“Ne yapacağımı sanıyor ve benim hakkımda ne düşünüyorsunuz?”diye sordu. Onlar üç defa,
“Siz kardeşimiz, amcazademiz, merhametli, halîm selim bir insansınız, sizden ancak iyilik beklenir” dediler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v),
“Ben ancak Yusuf’un kardeşlerine söylediği sözü söylüyorum: Sizi bugün kınamak ve suçlamak yok, Allah sizi af ve mağfiret etsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir”189 buyurdu.
Ebû Hüreyre (r.a) devamla şöyle demiştir: “Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) bu sözünü duyanlar, mezarlarından çıkmış gibi yerlerinden kalkarak islâmiyet’i kabul etmek üzere ona başvuruyorlardı.” 190
Bunun içindir ki Resûlullah (s.a.v) şöyle demiştir:
“Rabbim bana güzel ahlâkı emrederek, ‘(Sana karşı kusur işleyenlere) af yolunu tut, iyilikle emret ve câhillerden yüz çevir’ 191 buyurdu. ” 192
Yüce Mevlâ (c.c), “Sizin bağışlamanız takvâya daha yakındır”193 buyurmaktadır.
İbn Ömer’in (r.a) bildirdiğine göre bir adam Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) gelerek,
“Hizmetçimi ne kadar affedeyim?” diye sordu. Resûlullah (s.a.v) sustu, cevap vermedi. Adam tekrar,
“Ey Allah’ın Resûlü! Hizmetçimi ne kadar affedeyim?” diye sordu. Bu sefer, “Hergün yetmiş kere affet!”cevabını verdi. 194
188 Buhârî, Menâkib, 23; Hudûd, 10; Edebü’I-Müfred, nr. 274; Müslim, Fezâil, 20; Ebû Davud, Edeb, 4; Mâlik, Muvatta’, Hüsnü’I-Hulk, 1 (nr. 2); Beyhaki, 5uabül-imân, nr. 8067; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 488.
189 Yûsuf 12/92.
190 Şâmî, Sübülü’I-Hüdâ ver-Re5âd, 5/242; Gazâlî, 1 . hyâ, 3/1674; Kâdî iyâz, eş-Şifâ, 1/84; Kandehle\Ci, Hayâtü’s-Sahâbe, 1/315.
191 A’râf 7/199.
192 Buhârî, Tefsîru A’râf, 5; Ebû Davud, Edeb, 4 (nr. 4787).
193 Bakara 2/237.
194 Ebû Davud, Edeb, 123 (nr. 5164); Tirmizî, Birr, 31 (nr. 1949).
Edep Ya Hu – Siraceddin Önlüer
Bu yazı ile benzer diğer yazılar:
- Kudret Anında Affetmek Ceza vermeye gücü yettiği halde affetmek çok güzel bir haslettir....
- Affetmek Büyüklerin Ahlakıdır Affetmek büyüklerin ahlâkı, imanın kemali, güzel yaşamanın sebebi, rahatlığın nedeni...
- Anne ve Babaya İyilik İyiliklerin en güzeli, en hayırlısı ve en faziletlisi anne babaya...
- Hilim ve Yumuşaklığın Fazileti Allah Teâlâ’nın beğendiği işleri yapmak, sabır ile mümkündür. Hilim ise...
- Hz. Peygamber’in (s.a.v) Hayâsı Hayâ peygamberlerin, özellikle bizim Peygamberimiz’in (s.a.v) en belirgin sıfatlarından biridir....
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.
Bu yazıyı yazdır!



